26 Mart 2017 Pazar

YÖKDİL Sonuçları, ALES Hazırlıkları

YÖKDİL sonuçları 24 Mart Cuma günü açıklandı ve açıklandığında içime biraz su serpilirken bir haftalık çalışmanın da karşılığını aldığımı düşünüyorum. Az ya da çok, o kısmı tartışılır. Fakat uzun zamandır çalışmamın karşılığını bu kadar net bir şekilde görebildiğim bir sınava girmemiştim galiba. Bölümümden dolayı bir sınava çalışmasam bile geçmiş bilgilerimle ve dersi takip etmemle o sınavdan geçebiliyorum rahatlıkla. Hatta çok emek harcamadan yüksek aldığım derslerin beni tembelliğe sürüklediğine de inanıyorum. Çünkü bir dersi seçerken hem benim ilgimi çekiyor olması, hem de bilmediğim bir alan olması önemli bir nokta. Seçmeli derslerimin çoğunu bu şekilde aldım ve memnun kalmadığım ders olmadı neredeyse. Ancak çok şey mi öğrendim? Hepsinden değil doğrusu. Demek ki, bilgilerimi tekrar ettiğim ve bu şekilde yüksek not alırken yerimde saydığım alanlar da olmuş. Ancak dediğim gibi, bu bana "çalışmadan da yapabiliyorum" hissini yaşatıyor. Bu şekilde de ilerlediğimi hissetmiyorum.

Gel gelelim YÖKDİL'e. Hiç çalışmasaydım da aynı notu alır mıydım, emin değilim. Ama sınavdan çıkarken kendimden emin çıkmam ve içimin rahat oluşu bana "iyi ki çalışmışım" dedirtti. Haa, çok mu çalışmıştım? Şurada yazdığım challenge sonucu kadar işte. Ama işe yaradığına inanıyorum ve aldığım sonuç da beni yeterince tatmin etti. 

23 Mart 2017 Perşembe

Mim #4: Aklımda Deli Sorular

Sevgili River çok renkli bir mim hazırlamıştı şubat ayının sonunda. Tabii benim gibi mimlere pek fazla gönül vermeyip ancak bir çırğıda okumayı çok sevenler için bu mimi okumak da çok keyifli olmuştu. Şimdi üstüme düşen görevi yerine getirip River'ın sorularına kendimce cevap aramam gerekiyor, zira hem etiketlediği hem de destek vermek istediğim için bu yazıyı yazmayı bir nevi borç bilirim.

1. Almaktan asla vazgeçemeyeceğin bir şey var mı?

Bu soruya gerçekten bir cevap bulamadım çünkü sanırım her şeyden vazgeçebilirim ben. :D Bu soru çok önceden sorulmuş olsaydı kitap derdim muhtemelen. Ama artık zorda kalmadıkça kitap bile satın almıyorum. Elimde okunmamış kitapları gördükçe içim cız ediyor. O yüzden ya mutlaka edinmem gereken kitapları, ya da hiçbir yerde bulunmayan özellikle getirttiğim kitapları satın alıyorum şu anda. Ancak bu bir cevap sayılmaz bu soru için. Kısacası almaktan vazgeçmeyeceğim bir şey yok.

2. Büyük kocaman bir acı hissettin mi?

Kimi zaman. Ölümler yaşadığımda, ilk aşık olduğumu hissettiğim zamanlarda veya basiretsiz kalıp boğazımda koca bir yumruk oluştuğu her zaman o kocaman acıyı hissettim. Tutuklu kaldığımda ve basiretimin bağlandığı zamanlarda daha çok hissettim, ölümlerden daha çok...

3. Altın günlerine dair korkunç bir anın var mı?

16 Mart 2017 Perşembe

Sodom ve Gomore, Adını Daha Koyamadım, 36. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ


Bu şarkıyı daha önce paylaşmış mıydım bilmiyorum doğrusu. Paylaştıysam bile hatırlamak güzel olabilir, zira ayaklarım sızlarken ve başım zonklarken beni yormayacak şarkılardan biri olduğu şüphesizdir. 

Kadınların topuklu ayakkabının rahatsızlığı konusunda hemfikir oldukları kadar giymekten neden geri kalamadıkları yavaş yavaş anlıyorum galiba. Hayır, topuklu ayakkabı giymedim. Sadece ayaklarımı son derece rahatsız eden ayakkabılarımı giydiğim şu iki günde, neden kendime acı çektirdiğimi anlamaya çalışıyorum. "Hava yağmurlu, öyleyse ona uygun bir ayakkabı giyilmeli" düşüncesinin sonuçları hep bunlar. Sanki yağmurlu havada spor ayakkabı giysem ve ıslansam başıma çok büyük bir dert açacağım? Ya da ne giyeceğime karar verirken havaları tayin kılıp kendimi ikinci plana atmamın belli bir mantığı olabilir mi ki? Bazen mevcut kalıpların hepsini yıkmak istiyorum. Sadece ırkçılık, sınıf, etnik, cinsiyet vs gibi ayrımlardan bahsetmiyorum. Mesela bilinen ve yaygın olan tüm yöntemleri, alışkanlıkları ve kuralları ortadan kaldırmak gibi. Karın soğuk olmadığı, güneşin gözlük gerektirmediği veya ayağı vurmayan ayakkabıların varlığı gibi...

Sanırım bu sonuncusu buraya pek uymadı. Neyse...

6 Mart 2017 Pazartesi

Challenge #10'un Sonucu: I'm Back!

Hello guyzzz! Bir şekilde karnımda tırtıllar dolaşıyor ve ben mutluluğun peşinden koşmaya çalışıyorum. Beni sinirlendiren ne var, ne yoksa hepsine küfürlerimi savuruyorum. Hele bugün blog yazmama son verecek bir mesaj aldıktan sonra bloğumu değil de o mesaja bir tekme savurduğum için daha da mutluyum. Şimdi ise çok sevgili bloğuma sıkı sıkı sarılmayı özlediğimi fark ettim. Çünkü herkes bir tarafa, o hep benim yanımda.

Ririninrorosu